Çok donanımlı bir hastane personel on numara doktorlar çok iyi pkiyatrist cildiye ortaoedi göz üroloniye gittim çok memnun kaldım çok teşekkür ediyorum iyiki varlar gidilecek hastanenin en başında geliyor herkese tavsiye ederim
Annemin paratiroid adenomu rahatsızlığı nedeni ile ameliyatını gerçekleştiren endokrinoloji cerrahı sayın doçent doktor Adem KARATAŞ hocamız ve endokrinoloji uzman doktor sayın Nurhan CANEROĞLU hocamız başta olmak üzere tüm hastane personeline teşekkür ederim. En ince ayrıntısına kadar düşünülmüş olan hizmeti almakla insana insan olduğunu hatırlatan yönetim ve tüm personeli canı gönülden kutlar başarılarının devamını dilerim.
Rezil hastane Allah düşürmesin agrısı olan bir arkadaşımı götürdük yabancı uyruklu bir agır kesici vurdular hiç bir işe yaramadı doktor desen acilde durmuyor zorla getirttik beyfendiyi sonra soyma aşamasına geldiler tam takım kan testleri idrar tahlilleri ultrosanlar tomokrofiler
özel sigorta filan nafile ultorason 410tl ordan hesap edin artık sonuç kocaman bir hiç sanırım yedigi birşey dokundu doktor denilenler onu bile bulamadı ne sorunu oldugu yada daha soyma aşamasına gelemediler arkadaşımı alıp çıktık hastaneden sakına burda 5 yıldız yorumlara inanmayın bence orda çalışaların sallaması bence çünkü 1 yıldızı bile haketmiyor bu hastane
Bu kadar guler yuzlu doktor, hemsire ve hastabakici ,temizlik gorevlisi bir araya gelmis insan moral bulup daha cabuk iyileşiyor.
Bu hastanede bel fıtığı için fizik tedavi gördüm. Bu tedavi iki sene kadar beni idare etti. Ardından Esnaf hastanesinde fizik tedavi gördüm üç sene oldu bir sıkıntım yok. Her hastanede aynı tedavi uygulanıyor. Sanırım kendinizi korumanız gerekiyor. Ayrıca fizik tedavi için eve alınacak kaliteli tens cihazı da iş görebiliyor.
18. yüzyılda İstanbul'da Ermeni Apostolik toplumuna ait iki hastane vardı. Bunlardan ilki, 1722 yılında Beyoğlu Surp Harutyun Kilisesi bünyesinde, bugünkü Esayan Lisesi'nin avlusunda hizmet vermeye başlayan Beyoğlu Hastanesi; ikincisi ise 1743 tarihli Sultan I. Mahmud fermanıyla, Narlıkapı semtinde, bugünkü Surp Hovhannes Kilisesi'nin bulunduğu yerde, deniz kenarında kurulan Narlıkapı Hastanesi'dir. Düşkünler evi ve bakımevi olarak da kullanılan Beyoğlu Hastanesi, yaklaşık 70 yıl hizmet verdikten sonra Şınorhk Amira Miricanyan tarafından 1794 yılında tamir ettirilir. Narlıkapı Hastanesi inşaatı 1751'de tamamlanır, başlangıçta 24 yatak kapasitesiyle açılır; daha sonra, kapasite 100-120 kişiye çıkarılır.
Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi
19. yüzyılın ilk yarısında, Beyoğlu ve Narlıkapı hastaneleri, Ermeni toplumunun ihtiyaçlarını karşılayamamaya başlar. İki hastane de, hem tıbbi donanım açısından, hem de idari açıdan yetersizdir. Ayrıca, aynı alanda birden fazla kurumun hizmet veriyor olmasının, kaynakların verimli kullanımı açısından yanlış olduğu düşünülür. Narlıkapı Hastanesi'nin zemin katında bulunan ruh hastalıkları bölümünün kötü durumunun, Ermeni Apostolik toplumunun ileri gelenlerini rahatsız etmesinin de, yeni bir hastane kurma kararı alınmasında etkili olduğu bilinmektedir.
Ermeni toplumunun ileri gelenlerinden, sarayla yakın ilişkisi olan Kazaz Artin Amira Bezciyan, yeni bir hastane kurulması girişiminde öncü rol oynar. Yeni hastanenin, havasının temiz olması nedeniyle Kınalıada'da kurulması önerisi, ulaşım güçlüğü nedeniyle reddedilir. 5 Ocak 1832'de, Bezciyan'ın evinde yapılan toplantıda, Yedikule ile Kazlıçeşme arasındaki sebze bahçesinde (Leblebicioğlu Bostanı) karar kılınır. Şehir içinde bir hastane inşa etmek, o dönemlerde çok sık karşılaşılan ve hızla yayılan salgın hastalıklar nedeniyle hem hastalar hem de şehir halkı için tehlikeli olduğundan, şehrin dışında ıssız bir semt olan ve havası daha sağlıklı kabul edilen Yedikule tercih edilir. En önemli nedenlerden biri de, Leblebicioğlu Bostanı arazisinin, hastanenin kurulmasında çaba harcayan amiralardan Garabed Arzumanyan'ın oğlu Ohannes Amira'nın elinde olmasıdır.
1860'lı yılların ilk yarısında Surp Pırgiç Hastanesi ve yanındaki sebze bahçesi
Bezciyan'ın Sultan II. Mahmud ile yakın ilişkisi sayesinde, hastanenin yapımı için gereken izinler saraydan kolayca alınır. II. Mahmud, 4 Ağustos 1833 tarihli fermanla, hastanenin kurulmasına izin verir. Hastane binasının inşaatına, başmimarlar Garabed Balyan ve Ohannes Serveryan ile kalfa Boğos Odyan'ın sorumluluğunda, 1832 yılında başlanır.Hastanenin resmi açılışını 31 Mayıs 1834'te, Patrik Isdepanos Ağavni yapar. Açılışın ardından, Narlıkapı ve Beyoğlu hastanelerinde bulunan yaklaşık 200 hasta ve ihtiyar Surp Pırgiç Hastanesi'ne nakledilir.
Sadece ozel klinik. Yatan hastaya nobetci doktorlari yok. Kuvezleri yok. Yogun bakim uniteleri yok. Kadin dogumcu bayramda devlet hastanesine gidin diyor!!! Sakin burda cocuk sahibi olmayin
Şirin kafe hastane ortamını unutturuyor, çalışanlar çok iyiler, hastane içi bahçesi mükemmel, doktorların tutumu çok güzel. Başarılı hastane için herkese teşekkürler
İstanbul'un en güvenilir sağlık kurumlarından biri. Kurumsal işleyişine hayran olduğum bir sistem oturtulmuş. Eski hekimlerin hasta ile kurduğu diyaloglara hayranım. Eczanesi'ni mutlaka görmelisiniz. Türk eczacılığının gelişimini küçük bir müze ile anlatmışlar. Hastane'den sakın torpil aramayın, bulamazsınız. esasen buna da gerek yok. Ana girişinde hemen sol taraftaki kafeterya, sadeliği ile hasta bile olmasanız sizi kendine çekiyor. Acil'e üç dört kez işim düştü, orada sanırım bazen küçük çaplı kargaşalar olabiliyor. Ama sorun yok, kısa sürede işleri rayına koyan iyi bir kadro çalışıyor.
Yasar Bilgiç
Yasar Bilgiç
good
Ararat peoples history