Eski PTT hastanesi yeni adıyla Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve araştırma hastanesi olarak görev yapıyor. Hastane çok temiz ve bakımlı. Aynı zamanda ağaçlar içinde hemde yürüyüş parkuru o an bir hastane olarak karşıma çıktı. Özel hastaneden farksız temizlik ve görüntüsü gayet başarılı.
ONSEKİZİNCİ DEVA:
Ey şükrü bırakıp şekvaya giren hasta! Şekva, bir haktan gelir. Senin bir hakkın zayi' olmamış ki şekva ediyorsun. Belki senin üstünde hak olan çok şükürler var, yapmadın. Cenab-ı Hakk'ın hakkını vermeden, haksız bir surette hak istiyorsun gibi şekva ediyorsun. Sen, kendinden yukarı mertebelerdeki sıhhatli olanlara bakıp şekva edemezsin. Belki sen, kendinden sıhhat noktasında aşağı derecelerde bulunan bîçare hastalara bakıp şükretmekle mükellefsin. Senin elin kırık ise, kesilmiş ellere bak! Bir gözün yoksa, iki gözü de olmayan a'malara bak! ALLAH'a şükret. Evet nimette kendinden yukarıya bakıp şekva etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Ve musibette herkesin hakkı, kendinden musibet noktasında daha yukarı olanlara bakmaktır ki şükretsin. Bu sır bazı risalelerde bir temsil ile izah edilmiş. İcmali şudur ki: Bir zât, bir bîçareyi, bir minarenin başına çıkarıyor. Minarenin her basamağında ayrı ayrı birer ihsan, birer hediye veriyor. Tam minarenin başında da en büyük bir hediyeyi veriyor. O mütenevvi hediyelere karşı ondan teşekkür ve minnettarlık istediği halde; o hırçın adam, bütün o basamaklarda gördüğü hediyeleri unutup veyahud hiçe sayıp şükretmeyerek yukarıya bakar. Keşke bu minare daha uzun olsaydı, daha yukarıya çıksaydım, ne için o dağ gibi veyahud öteki minare gibi çok yüksek değil deyip şekvaya başlarsa, ne kadar bir küfran-ı nimettir, bir haksızlıktır. Öyle de:
Bir insan hiçlikten vücuda gelip, taş olmayarak, ağaç olmayıp, hayvan kalmayarak, insan olup, müslüman olarak, çok zaman sıhhat ve âfiyet görüp, yüksek bir derece-i nimet kazandığı halde, bazı ârızalarla, sıhhat ve âfiyet gibi bazı nimetlere lâyık olmadığı veya sû'-i ihtiyarıyla veya sû'-i istimaliyle elinden kaçırdığı veyahud eli yetişmediği için şekva etmek, sabırsızlık göstermek, aman ne yaptım böyle başıma geldi diye rububiyet-i İlahiyeyi tenkid etmek gibi bir halet; maddî hastalıktan daha musibetli, manevî bir hastalıktır. Kırılmış el ile döğüşmek gibi, şikayetiyle hastalığını ziyadeleştirir. Âkıl odur ki:
ﻟِﻜُﻞِّ ﻣُﺼِﻴﺒَﺔٍ ﺍِﻧَّﺎ ﻟِﻠَّﻪِ ﻭَﺍِﻧَّٓﺎ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺭَﺍﺟِﻌُﻮﻥَ
sırrıyla teslim olup sabretsin; tâ o hastalık, vazifesini bitirsin gitsin.
Lemalar - 215
YİRMİBEŞİNCİ DEVA:
Ey hasta kardeşler! Siz gayet nâfi' ve her derde deva ve hakikî lezzetli kudsî bir tiryak isterseniz, imanınızı inkişaf ettiriniz. Yani tövbe ve istiğfar ile ve namaz ve ubudiyetle, o tiryak-ı kudsî olan imanı ve imandan gelen ilâcı istimal ediniz. Evet dünyaya muhabbet ve alâka yüzünden güya âdeta ehl-i gafletin dünya gibi büyük, hasta, manevî bir vücudu vardır. İman ise, o dünya gibi zeval ve firak darbelerine, yara ve bere içinde olan o manevî vücuduna birden şifa verip; yaralardan kurtarıp, hakikî şifa verdiğini pek çok risalelerde kat'î isbat etmişiz.
Başınızı ağrıtmamak için kısa kesiyorum. İman ilâcı ise, feraizi mümkün oldukça yerine getirmekle tesirini gösteriyor. Gaflet ve sefahet ve hevesat-ı nefsaniye ve lehviyat-ı gayr-ı meşrua, o tiryakın tesirini meneder. Hastalık madem gafleti kaldırıyor, iştihayı kesiyor, gayr-ı meşru keyflere gitmeye mani oluyor; ondan istifade ediniz. Hakikî imanın kudsî ilâçlarından ve nurlarından tövbe ve istiğfar ile, dua ve niyaz ile istimal ediniz. Cenab-ı Hak sizlere şifa versin, hastalıklarınızı keffaretü'z-zünub yapsın. Âmîn âmîn âmîn
ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠَّﻪِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻫَﺪَﻳﻨَﺎ ﻟِﻬَﺬَﺍ ﻭَﻣَﺎ ﻛُﻨَّﺎ ﻟِﻨَﻬْﺘَﺪِﻯَ ﻟَﻮْﻟﺎَٓ ﺍَﻥْ ﻫَﺪَﻳﻨَﺎ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻟَﻘَﺪْ ﺟَٓﺎﺀَﺕْ ﺭُﺳُﻞُ ﺭَﺑِّﻨَﺎ ﺑِﺎﻟْﺤَﻖِّ
ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻟﺎَ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ
ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻃِﺐِّ ﺍﻟْﻘُﻠُﻮﺏِ ﻭَ ﺩَﻭَٓﺍﺋِﻬَﺎ ﻭَ ﻋَﺎﻓِﻴَﺔِ ﺍﻟْﺎَﺑْﺪَﺍﻥِ ﻭَ ﺷِﻔَٓﺎﺋِﻬَﺎ ﻭَ ﻧُﻮﺭِ ﺍﻟْﺎَﺑْﺼَﺎﺭِ ﻭَ ﺿِﻴَٓﺎﺋِﻬَﺎ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ
ﻭَﻫُﻮَ ﻟِﻜُﻞِّ ﺩَٓﺍﺀٍ ﺩَﻭَٓﺍﺀٌ
Meali: "Bu kitab her derde dermandır."
Lemalar - 220
Otoparkı özel Vale’ye peşkeş çekilmiş bir hastane. Başka bir özelliğide bir türlü sıra gelmemesi. Prof Dr. Necati Çakır diye bir şahıs var Romotolog. Şahıs diyorum çünkü insanlara çektirdiklerinden saygıyı hak etmiyor. 10 yıllık hastasını başka kişiye gönderdi. Adam koridorda feryat figan ama nafile. Elinde soda şişesiyle gezen insanlara hakaret eden ukela bir tip.
Ben Çınar engeli bakım bakım merkezi den engeli götürdüm psikiyatri sibel ödemiş soylu ya barkut aldım ve odasına girdim engeli yle ve kendi si bana randuvus gelmemem gerektiğini söyledi ben de engeli olduğu için ilaç larini yazdırmam gerektiğini söyledim ve dr sibel ödemiş soylu bana siz hep böyle misin diye sordu nasıl yanı dedim siz iyi değil siniz tedavi olmanız gerekiyor siz hasta bakamazsin dedi ben size kendim için gelmedim engeli 'yla ilgilenin dedim yapmicam çıkışın dışarıya diye bağırdı güvenlik çagiracani söyledi ben engeli yi alıp çıktım bunun üzerine çalıştığım Çınar engeli merkezi ni arayıp benim ona hakaret ettimi ve elinden evrak 'ları çektigimi söylemiş yalan söylerek beni isimden etti randuvus hasta bakmıyor san neden barkut verdiriyor sun ve odanıza geldimizde hakaretlere maruz kalıyoruz
Hasta bakıcı yok, hemşire tüm klinik için iki kişi. Rafakatciniz yoksa yandınız çünkü size bakan olmayacak. Bu nasıl iştir? Sayın rektör ve başhekim bana açıklama yap hastaya biz mi bakacaz siz mi?
Sayın komisyon uyeleri ;
23.12.2017 tarihinde babamı istanbuldaki Fatih Sultan Mehmet hastanesine acil olarak götürdüm. Nöroloji kliniğine yatırılan babam için refakatçi bulundurmamizin zorunlu olduğu zira hastanede hasta bakıcı veya yeterli hemşire bulunmadığı belirtildi.Bu devirde böyle bir şey kabul edilemez. Hastamıza biz mi bakacağız devlet mi bakacak? Büyük hastaneler açıyorsunuz ama bakım neden eksik? Bizler de gelişmiş ülkelerdeki gibi hastamızı sadece ziyaret günlerinde ziyaret etmek bakımını hastane yönetiminden beklemek istiyoruz , bu hakkımızdır.
Sayın üyeler bir hasta ailede birkaç kişiyi birden etkilemektedir. Hastane koridorlari sereserpe uzanmış, koltuk ve sandalyelere kıvrılmış refakatçilerle doludur. Bu nedenle hastanelerin aile üzerindeki bu yükü alması gerekir. Sonra kimsesi ve geliri olmayan insanlara kim refakat edecektir ? Gelişmiş ülkelerde hemşireler hastanın tüm bakımını üstlenmekte, refakatçi gerekmemektedir. Hastanelerde ayrıca hasta bakıcı diye bir kavram da yoktur. Zaten hemşire okullarının eğitim programları da buna işaret etmekte hastanın her türlü bakımı öğretilmektedir. Eğer bir farklılık varsa görev tanımları da buna göre düzeltilmelidir. Kliniklerdeki hemşireler enjeksiyon, tansiyon, ilac ve sonda vs dışında hastalara elini sürmemekte sabaha kadar bankolarında cep telefonlariyla vakit geçirmektedirler. Avrupada hemşirelerin kendilerine ayıracak bir dakikaları dahi yoktur. Gerekirse hemşire ithal edip bu kabul edilemez durum düzeltilmeli refakatçilik yasaklanmalı sağlık personeli bilhakkin çalıştırılmalıdır.
Saygılarımla
Kısaca lanet gelesi bi hastane. Ne hijyen var ne insana adam gibi muamele. Eski dönemlerdeki gibi birde hasta bakıcılar hastane sahibi gibi davranmasalar.!
Askerlik işlerine bakmiyorlar diye taa sancaktepe deki ek binalarina yonlendiriyirlar oda Allahin unuttuğu yerde sıkıntılı bi hastahane
Bakırköy devlet hastanesinden iyi fakat gelmemek için psikolojik olarak kendimi tedavi ediyorum
İçinde koca ağaçları var, bu iyi hissettiriyor insana,konumuna göre nispeten sakin, onun dışında tüm devlet hastahaneleri gibi. Burada ameliyat oldum genel olarak memnun ayrıldım.
Bir Acil bölümü var evlere şenlik. Yüzlerce hasta burada saatlerce doktor, tahlil veya sonuç bekliyor. Psikolojisi bozuluyor doğru dürüst bir sonuç alamadan da evine geri gidiyor.
Hasta haklari olmayan sadece doktor hakki olan bi hastane ilgisiz gunlerini saatelerini doldurma pesindeler osteosarkom kemik tumorunu ödem sonra kist diyerek 5 bucuk ay oyalayip snra baska hastaneye gittigmzde kanser teshisi kondu allahinzdan bulun o paralar helalmi saniyosnz yazik hakkmı helal etmiyrm boyle doktrlara
Polikliniklerin yerini bulmakta zorlaniliyor. Hastane palnini tabela seklinde asabilirlermis. Keske her hastanede bahce ve agaclar olsa dedirtiyor
Yakın zamanda ön çapraz bağ ameliyatı oldum. Hastaneden de doktorlarından da hasta bakıcılarından da hemşirelerinden de çok memnun kaldım. En fazla iki kişilik hasta odalarında Lcd Televizyon ve Buzdolabı mevcut. Refakatçılar içinde tek kişilik yatağa dönüşen koltuklar var..
Kısa bir mola
Hastanenin adı FATİH SULTAN MEHMET EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ guzel bi hastaneymis sözde endokroloji bölümü var ama bir doktor tek bulunmaktadır ve o doktora randevu almak mümkün değil.
Eski PTT Hastanesi olup, adı sonradan Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi olmuştur. PTT Hastanesi döneminden bu yana ailedeki sürekli rahatsızlıklardan dolayı gidiş gelişimiz eksik olmaz. Eğitim ve Araştırma Hastanesi sıfatı taşır ancak kimi eğitip neyi araştırdığı konusunda henüz bir bilgi edinemedim. Eğer haklarınızı bilirseniz ve bildiğinizi net bir şekilde ortaya koyarsanız, kimsenin size ek bir sorun "çıkartamayacağı" bir kurum. Zaman içinde giderek gelişme de gösterdi ancak halen eksikleri var. Bu eksikler biraz da sistemden ötürü tabii. Netice itibarıyla, doğru doktora, doktorun da iyi zamanında denk gelirseniz ortalama üstü bir kalitede bir tedavi şansınız var. Ama siz yine de hasta olmamaya bakın.
4-5 yıldır tedaviye gidiyorum, bence devamlı bir gelişme içinde olduğunu gözlemliyorum.Kan tahlillerinde yapılan yeni uygulamalar neticesinde daha hızlı hizmet almak mümkün oluyor, neticeyi internetten öğrenebiliyorsun ayrıca daha önce yaptırdığın tahlilleride kıyaslama sansın oluyor iyi bir gelişme.