Kışın ayrı bı güzel buralar super her mayıs basında gıdıp gormeye deger no bazı resımler ıcın arkadasımız ramazan bılgılıye tesekurler
Taşkent’ten sonra ana yoldan çıkıp Dedemli kasabası üzerinden Giği Dağı (Geyik Dağı diyenler de var) eteklerine ulaşmanın çok kolay olmadığını belirtmeliyim çünkü Dedemli kasabasından sonra yol çok kötü… Mars topraklarında yol alıyormuşçasına, ıssız, ve kuru… Kayalar yeşilimsi bir yosun tabakasıyla kaplı, taşlı arazide küçük, çelimsiz otlar göze çarpıyor. Toza taşa bulaşa bulaşa gidilen, doğaseverler için ilginç bir yolculuk.
Yaklaşık 40 dakika süren bu toprak yol Tanrı Dağı’nın kenarından direk Giği Dağı’nın önündeki Eğrigöl’e çıkıyor. Burası bir kavşak ve artık yol kötü de olsa asfalt… Doğu’ya doğru giderseniz Söbüçimen Yaylası var, Batı’ya doğru ise yol ikiye ayrılıyor, güneye kıvrılanı sizi Gündoğmuş üzerinden Akdeniz’e ulaştırıyor.
Bu bölge kendine has yapısıyla enteresan görüntüler sunan bir coğrafyanın ta kendisi. Kupkuru kayalık-taşlık arazilerde yol alırken arada bir karşınıza çıkacak vadilerdeki yemyeşil yaylalar, göletler hakiki birer mucize… Görmek, havasını solumak gezginler için iyi bir deneyim, tavsiyemdir fakat şimdi ben bu bölge ile ilgili çok fazla bilinmeyen bir hikâye anlatacağım, eminim ilginizi çekecek.
Şimdi biraz uzağa gidelim, Orta Asya’ya… Efendim, 16. Yüzyılda Doğu Türkistan’da Cihangir Han yönetimindeki Türkmen İli, Çin saldırısına uğrar. Çin Orduları Cihangir Han’ı öldürür, karısı Dilşad Hatun’u esir edip götürürler. Dilşad Hatun için Çin Sarayı’nda esaret günleri başlar. Ne var ki Çin Mançu İmparatoru Chien Lung, bu soylu ve güzel Türk kadınına aşık olmuştur. Dilşad başlangıçta imparatora pek yüz vermez. İmparator ise ona İpar Hatun olarak hitap etmeye başlar. İpar ki, Altayların güney ucunda Tanrı Dağı ile Giği dağı arasında bulunan aynı zamanda Dilşad’ın da memleketi olan Türkistan bölgesinde yetişen çok özel bir çiçeğin adıdır.
Türkmen illerine süren Çin akınları aratarak devam edince Dilşad, (Saraydaki adıyla İpar Hatun) kıyımlara engel olma fikriyle Çin İmparatorunun zevcelik teklifine evet der. Böylece Türk illerine Çin akınları durur.
Oğlunun İpar Hatun’a olan zaafının bilen ve bundan rahatsız olan Ana İmparatoriçe, bir gece İpar Hatun’u boğdurarak öldürtür.
İşte o yıllardan sonra Anadolu’ya göç eden Türkmenler, İpar Hatun’un hatırasını yaşatmak için Toros Dağlarındaki iki dağa Giği ve Tanrı adını verir. Türkmen ilinden getirdikleri ipar gülü tohumlarını da bu bölgeye ekerler. Günümüzde gerçekten bu ipar gülleri sadece Gündoğmuş’un kuzeyindeki Giği Dağı eteklerinde Mayıs, Haziran aylarında çiçek açmaktadır.
Yaylanın da yaylası tam bir doğa harikası..
Kuzeyden Konya ilçelerinin köyleri güneyden Antalya ilcerlerine bağlı köylerin yaylaları o bölgede bulunur eğrigöl de tam merkezi yerde. civarda irili ufaklı başka cok güzel göllerde gorulebilir ama en büyüğü bu göl.
Doga severler ve fotoğrafçılar için mutlaka görülmesi gereken bir yer .
Özellikle mayıs sonu haziran başlarında yer yer karların oldugu ama çiçeklerin ve yeşilliĝin de canlandığı bir dönemde tadına doyum olmaz.
Gündoğmuş akıncıbeli üzerinden gidilen yol bozuk asfalt idare eder..
Köprülü Akyar sarıçiçek yayılası üzerinden giden yol ise toprak yol erken mevsimde camur ve su akıntıları olabilir.
Ayrıca Hadim Korualan uzerinden gidilen yol da yine toprak yoldur.
Kışın ayrı bı güzel buralar super her mayıs basında gıdıp gormeye deger
yolu fena sayılmaz yer yer kötü ve aşırı virajı ancak gidilebilir. Suya girilebilir, balık tutmak için (varmı bilmiyorum tutanlar gördüm) veya kano ile gezinmek için ideal kamp kuracak bir sürü yer var yol boyunca ve göl civarında bir sürü çeşme var suyu içiliyor görmeye değer.
Eğrigöl'e Manavgat üzerinden gittik. İlk önce Gündoğmuş, daha sonra Pınarbaşı tabelasının olduğu yer gitmeniz gerekiyor. Hem Google Maps hem de çevre esnafa sorarak doğru istikamette ilerleyebilirsiniz. Bizim yolculuk yaklaşık 3 saat sürdü, özellikle Pınarbaşı dan sonra yollarda asfalt var ama delik deşik. İnanılmaz manzaralar, dağlar, tepeler görebilirsiniz. Yaz aylarında göl kenarı gayet serin ve soğuk. Etrafında kamp kuranları görebilirsiniz. Gelmeden önce mutlaka yiyecek içecekleri yanınızda getirin. Kendi arabanızla geliyorsanız yanıtınızı kontrol edin, zira benzinlik yok.
Sakin yer, temiz hava, temiz su birde köyümün yaylası
Kısın ayrı bı güzel buralar super her mayıs basında gıdılmesı lazım bence
Doğası havası suyu yüksek rakamına insanı sarhoş eder
Bisikletle Akseki'den başlayarak, İlvat Gölü ve Küllü Göl üzerinden Eğri Göl'e gelmiştim. Oldukça zorlu tırmanışlardan sonra ulaştığım Eğri Gölde bir gece kamp atmıştım. Sonrasında devam ederek Alara Şelalesi üzerinden Alanya yoluna ulaşmıştım. Çok güzel bir doğa sahip yayla havasında gitmeye değer bir doğa güzelliği
Ulaşımı zor olmasına rağmen doğa harikası bir yer, yazın kamp kurmak icin ideal bir yer
YAZIYLA KIŞIYLA BİR DOĞA HARİKASI OLAN EĞRİ GÖLÜMÜZ, FOTOĞRAFÇILARIN, KROSÇULARIN, OFF ROADÇILARIN, PİKNİKÇİLERİN VE ÖZELLİKLE BALIKÇILARIN UĞRAK MEKANIDIR