Yolu çok dik ve yer yer bozuk. Keskin virajlarda var. Maalesef bir de hiç bir tarihi mekana yakışmayacak olan seyir terasları yapılmış. Bu da o tarihi dokuyu tamamen bozmuş. İnsanlar oraya manzara seyretmek için gitmiyor. Yazık tır.
Kartal yuvası gibi bir yere kurulmuş, manzarası çok güzel. Neredeyse restorasyonu bitmek üzere. Çok güzel restore edilmiş, adeta eski çağlara götürüyor insanı. Oraya böyle bir yapıyı nasıl yaptıklarını düşünmeden edemiyor insan. Biraz yoldan uzak gibi ama mutlaka görülmeye değer diyorum.
Mut-Karaman ana yolundan Mut'un çıkışında sağa sapacağınız, Karaman 'dan gelirken sola sapacağınız ama yavaş gitmez iseniz tabelesini göremeyip dönüşü kaçırabileceğiniz bir yer. 3 ayrı Manastır' ın zaman içinde gelişim süresini anlayabileceğiniz bir yer. Pek fazla bir şey yokmuş gibi gözükse de dikkatli incelediğinizde 3 ayrı yüzyılda geziyormuş gibi hissedebileceğiniz Romalılardan kalma Manastır. Hakkında pek bir bilgi ve açıklama olamasa da en sondaki kısıma gitmenizi ve 2.kata çıkıp manzarayı bir de ordan görmenizi tavsiye ederim (Görevliler 2.kata çıkmanın tehlikeli olduğunu söylese de çıkarsanız sorumluluğun size ait olduğunu söylerek açık kapı bırakıyorlar, kalabalık olarak çıkılmazsa bir şey olmayacağı kanaatindeyim Keşke etrafı daha dikkatli olarak araştırılsa, çünkü bazı kısımların deprem veya doğal yollarla göçmüş ya da toprak altında kaldığı düşüncesindeyim. Giriş 5 TL ve Müze kartı da (İş bankası kartı da müze kart gibi geçerlidir) geçerlidir
Evliya Çelebi'nin "Ustasının elinden yeni çıkmış gibi duruyor" diye anlattığı Alahan Manastırı, Mersin-Karaman karayolu üzerinde, Mut'un 20 km kuzeyinde, Geçimli köyü civarındadır. 1300 m yükseklikte ve Göksu Vadisine bakan dik bir yamaca oturtulmuştur. Hıristiyanlığın Kapadokya ve Likonya (Konya)' da yayılması sırasında bu yeni dini kabul edenlerin takibe uğraması, inanmayanlar tarafından öldürülme korkusu, Hz. İsa'ya inananları dağlık bölgelerdeki mağara kaya oyuklarında ibadete zorlamıştır. St. Paul ve yine Tarsus'ta yaşamış Hıristiyan öncülerinden Barnabas ile birlikte Hıristiyanlığı yaymak için Konya-Kapadokya ve Antalya-Antakya'ya kadar maceralı yolculuklar yapmıştır. İşte bu iki Hıristiyan Aziz'in gezileri sırasında konakladıkları her yerde anılarına mabetler yapılmıştır. Alahan Manastırı bunlardan biridir. 440-442 yıllarında yapılmış olduğu tahmin edilen Alahan Manastır Külliyesi, Batı Kilisesi, Manastır, Doğu Kilisesi, kayalara oyulmuş keşiş odacıkları ve çevredeki mezarlardan oluşmaktadır. Kilise binaları, Ayasofya Müzesi ile ortak mimari özellikleri taşımaktadır. Süslemesinde usta bir taş oymacılığı görülür. İlk kilise korint başlıkla iki dizi sütunla üç nefe ayrılmıştır. Narteksten ana mekana geçilen kapının atkı ve yan dikmeleri kabartmalarla süslüdür. St. Paul, St. Pierre figürlerinden başka bir çelengi taşıyan altışar kanatlı Cebrail, Mikail'in simgesel yaratıkları ezişi, kükreyen aslan, kartal ve öküz sembolleri, incil yazılarının tasvirleri, üzüm salkımları, asma yaprakları ve balık motifleri zengin bir şekilde tasfir edilmiştir. Kiliselerin doğusundaki geniş avlunun güneyinde dinsel törenlerin yapıldığı dehliz, 11 m. uzunluğunda kemerli ve sütunlu bir galeri şeklindedir. Galerinin ortasında kalabalık kabartma süsleme ile her yanı işli büyük bir niş bulunmaktadı.Galeride apsisli vaftizhane ve karşısında Alahan Manastırının en görkemli yapısı olan mezarlar bulunmaktadır. Bu mezarların kuzey duvarı kayaya yontulmuş, üst örtüsü yoktur. Ana nefin ortası ilginçtir. Burası paye ve sütunlara oturan dört kemerle örtülü kare planlı bir kule biçimindedir. Kule yukarıda sekizgene dönüştürülmüştür. Kapı çerçevesi süslüdür.
"This is something that deserves a visit." said Evliya Celebi(an Ottoman wanderer).This monastery built to honor the visit of St. Paul and St. Barnabas.It's hard to reach even with a vehicle therefore it's very well protected, in full meaning it's "capsulated".You gotta see this fascinating place.
Guzel bir yer ancak bakimsiz su ve tuvalet malesef yok seyir yerleri var ancak oturacak yer yok
Roma dönemine ait olması itibariyle bölgenin tarihi önemini gözler önüne seren ve işçiliği ile de tarihsel öneme sahip bir yapı..
Mut ilçesi için çok büyük bir tarihi mirastır
Yapılışı çok eski çağlara dayanır
Dini bir yapıdır
Mersin karaman istikametinde giderken Alahan köyünün içinden yol ayrılır
Toroslar eteklerinde saklı dini merkez
Her türlü araç ile çıkılabilir müze kart geçerlidir
Ücretli
Roma dönemine ait olması itibariyle bölgenin tarihi önemini gözler önüne seren ve işçiliği ile de tarihsel öneme sahip bir yapı.. ülkemizin görülmesi gereken değerlerinden biri.
Yeni yapılan restorasyon çalışmasından sonra kendini daha bir gösteriyor. Anayoldan ayrıldıktan sonra bir kaç kilometrelik yol biraz dar.
Kesinlikle görülesi bir yer, zamanın en iyi işçilik örnekleri mevcut olan yapıtın, tanıtımının yapılarak korunması gerektiği düşüncesindeyim
Alahan Alacahan Manastırı Mut Mersin
Alahan Manastırı, Mersin Mut İlçesinin 20 km. kuzeyinde, Karaman’dan Mut’a inen karayolunun güneyinde, çam ağaçları ile kaplı dağların güney yamacındadır. Bazı kaynaklarda ismi Alacahan Manastırı olarak geçmektedir. Geçimli eski adıyla Malya köyü civarındadır. Göksu Vadisine bakan dik bir yamaca oturtulmuştur. Alahan Mersin’i Karaman’a bağlayan devlet karayolunun 3 km kadar doğusunda yer alır. Toros Dağları üzerinde ve yaklaşık olarak 1200 m. rakımındadır. Manastırın yolu hemen hemen her mevsim açıktır ve ana yoldan ulaşım 10 dakika sürmektedir.
İsa'nın havarilerinden Tarsus'lu Pavlus Sen Paul ve yine Tarsus'ta yaşamış Hıristiyanlığın öncülerinden Barnabes, M.S. 41 yılında Hıritiyanlığı yaymak için Konya-Kapadokya ve Antalya-Antakya'ya kadar maceralı yolculuklar yapmıştır. Bu azizlerin gezileri sırasında konakladıkları hemen her yerde anılarına tapınaklar yapılmıştır. Fakat, o tarihte Hıristiyanlık henüz resmi din olmadığından ve ibadet gizli olduğundan tapınakların da gözden uzak ve ulaşımı güç yerlerde olması tercih edilmiştir. Alahan Manastırının olduğu yerde de böyle bir tapınağın yapıldığı anlaşılmaktadır.
Ancak bu günkü manastır öreni Hıristiyanlığı resmen kabul edilişinden sonra, beşinci yüzyılda inşa edilmiştir. Manastırı yaptıran kişi manastırda lahdi ve bir kitabesi olan Tarasis adlı bir rahiptir.Ancak finansman büyük ölçüde Bizans İmparatorluğu Bizans imparatoru tarafından sağlanmıştır. Kimi kaynaklar manastırın M.S. 440-442 yılları arasında, kimi kaynaklar da M.S. 474 ten sonra inşa edildiği görüşündedir. İmparator 440-442 döneminde II. Theodosius 401-450, 474 ten sonra ise ise 425-491 arası Flavius Zeno'ydu. Belki de manastırın farklı bölümleri farklı imparatorlar döneminde inşa edilmişti. Manastırın parlak döneminin Arap akınları başlayınca, yani 7. yüzyılda sona erdiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte manastırın uzun süre ayakta kaldığı bellidir. Nitekim 17. yüzyılda 1611-1683 arası yaşayan ünlü gezgin Evliya Çelebi manastır için Usta elinden yeni çıkmış gibi duruyor tanımlamasını yapmıştır.
Alahan Manastırı geniş bir alana yayılan bir komplekstir. Bu kompleks, Batı Kilisesi Evangelist Bazilika, Manastır ve Doğu Kilisesi, kaya oyma keşiş odaları ile çevredeki mezarlardan oluşmuştur. Kompleksin taş işçiliği ve motiflerle bezeli zengin süslemeleri dönemin en usta ellerinden çıktığını göstermektedir. Ne var ki, Batı Kilisesi yıkılmıştır. Doğu Kilisesi ise bir ören olarak varlığını sürdürmektedir.
Yıkılmış Batı kilisesinin girişi olduğu sanılan bir mekanda aralarında Cebrail ve Mikail'in de bulunduğu kanatlı melek ve çeşitli hayvan tasvirleri ve İsa büstü vardır. İki yapı 115 m uzunluğunda kolonlu kemerli bir galeri-terasla birbirine bağlanmıştır. Galerinin ortasında kabartma süsleme ile her yanı işlenmiş büyük bir niş yer alır.
Aynı galeride apsisli bir vaftizhane bulunmaktadır. Vaftizhane içinde haç biçimli bir havuz vardır. Vaftizhanenin karşısında kaya mezarları oyulmuştur. Mezarlardan birisi Manastır grubunun kurucusu Tarasis’e aittir. Kitabesi şöyledir: Burada çok mümtaz Flavius Severinus ve Flavius Dagalaiphus’un konsüllüğünden sonra İndiktionun 15. yılının 13 Şubatında kutsal oruçların ilk haftasının salı günü ölmüş olan hatırası kutsal kurucu Tarasis yatıyor.
İlk kilise korint başlıkla iki dizi sütunla üç nefe ayrılmıştır. Narteksten ana mekana geçilen kapının atkı ve yan dikmeleri kabartmalarla süslüdür. St. Paul, St. Pierre figürlerinden başka bir çelengi taşıyan altışar kanatlı Cebrail, Mikail'in simgesel yaratıkları ezişi, kükreyen aslan, kartal ve öküz sembolleri, İncil yazılarının tasvirleri, üzüm salkımları, asma yaprakları ve balık motifleri zengin bir şekilde tasvir edilmiştir.
Nispeten bozulmamış. Manzarası çok çok güzel. Korunmalı, tanıtımı yapilarak kazandirilmali görüşündeyim.
Daha dün yapılmış gibi 1600 yıldır zamana meydan okuyor, süsleme bezeme ve motifleri ile şaheser
"Ustasının elinden yeni çıkmış gibi duruyor."
Evliya Çelebi.