Niğde nin tarihi şaheseri
Burada güzide eserler bulunuyor ancak eserlerin bilgilendirmesini yapacak bir yazı ya da bilgilendirmek ile görevli kişi bulunmuyor gördüğünüzle kalıyorsunuz
Kapısı üzerindeki inşa kitabesine göre, H.812 (M.1409-10) yıllarında yapılmıştır. Bazı onarımlarla günümüze gelen medrese orijinal durumunu muhafaza etmektedir. Yapı I.Dünya Savaşı sıralarında nalbant hane olarak kullanılmış 60 öğrencisi ile medrese fonksiyonunu sürdürmüş, 1936 yılından itibaren çevrede bulunan tarihi eserler medresede toplanarak 1939-1950 yılları arasında ise II. Dünya Savaşı tehlikesine karşı İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin deposu olarak hizmet vermiş 1950-57 yılları arası Niğde Müzesi deposu, 1957-1977 yılları arası Niğde Müze Müdürlüğü olarak hizmet vermiştir. 1997'den beri taş eserler medresede muhafaza edilmektedir. Bina açık avlulu ve iki katlı medreseler gurubundadır. Alt kat iki eyvanlı bir şemaya sahipken üst katta ise iki kat yüksekliğinde tutulan ana eyvan ile beraber dört eyvanlı bir düzenleme görülür. Plan şeması son derece simetrik olup Türk Medrese Mimarisinde tek örnektir. Kuzey-güney doğrultusundaki yapı; dıştan 21.80 x 24.50 m. boyutlarındadır. Ortasında su kuyusu bulunan 8.35 x 9.40 m. ebadında avlu doğu, batı ve kuzeyden üçer gözlü revakla, güneyden de ana eyvanla kuşatılmıştır. Üst kat ise; kuzeyde dışa kaş kemerlerle açılan sofalar, avluyu üç yönden kuşatan revaklardan ibarettir.
Ak medrese eskiden osmanli selcuklu etnografya müzesi idi. önüne gelen dernek kafe müzik toplanti yeri gibi kullanamaz. Eski eserler kanunu var.
Akmedrese, Niğde’de Karamonoğulları dönemine ait medrese. Anadolu beyliklerinden Karamanoğulları döneminde Karamanoğlu Mehmet Bey’in kardeşi ve Osmanlı Padişahı Çelebi Mehmet’in damadı Alaattin (Alaeddin) Ali Bey tarafından 1409’da yaptırıldı. Kentin ortasında yer alan medrese, cephesinde kullanılan beyaz mermer malzeme nedeniyle halk arasında Akmedrese adıyla bilinir.
Klasik Selçuklu medrese geleneğine bağlı olan yapı, 22.50 x 24.00 m ölçülerinde ve tümüyle kesme taştan yapılmıştır. Selçuklu geleneği yalnızca cephede değişikliğe uğramış ve oldukça yüksek tutulan taç kapıdan başka cephedeki pencere düzeninde Bursa Hüdavendigar Camisi formları örnek alınmıştır. Açık avlulu, iki katlı ve iki eyvanlı bir plan düzeninde olan yapı; sivri kemerli taçka-pısı, zengin bezeme öğeleri ve mimarlık kuruluşuyla kendi döneminde yenilikçi bir arayışın örneği olarak görülmektedir. Yakın zamanlarda kapsamlı bir onarımdan geçirilen yapı, günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.
Özellikle giriş kapısının güzelliği ile harika bir yapı.
Mahallemizin biricik eski müzesi. Ortasındaki kuyudan kaleye bağlantı var mı merak ederdik hep.
Tarihi dokusuyla dogum günü nişan gibi aktiviteler için uygun bir yer..
Tarihi bir yer
Burası ve yanı kafeterya ve oyun salonu halinde hizmet veriyor akşamları da sadece etrafa gürültü kirliliği yapmak tan başka işe yaramayan canlı müzik yapılıyor tamamen tarihi değerinden ve öneminden uzak saçma bir yer haline geldi
Görülmesi gereken yerlerden
Müthiş bir mimari eser
Restarasyon sonrası ziyarete uygun hale getirildi.