Yaşadığı yörede zaman zaman şeyh olarak kabul edilmiş, halk arasında Hani Baba adıyla da anılmıştır.
Ayrıca, molla(Molla Ahmed) olarak da tanınmaktadır.
Hânî Aşiretinden olmasından ve Han köyünde doğması ötürü Ahmed Hânî (Ahmed-i Hânî) olarak tanınmaktadır.
Doğu Bayazıt medreselerinde müderrislik ve İshak Paşa Sarayında kâtiplik yapmıştır. Dört dil (Arapça, Farsça, Kürtçe ve Türkçe) bilen Hani, eserlerini, dönemin tercih edilen edebiyat dili olan Farsça yerine Kürtçe yazmıştır.
Ahmed-i Hani'nin en bilinen ve meşhur eseri, 17. yüzyılda Kürtçe'nin Kurmanci lehçesiyle yazdığı "Mem û Zîn"dir. Hâni, Mem û Zîn adlı eserinde, Emir Zeynettin'in güzellikleriyle dillere destan olan Zin ve Sti adlı iki kız kardeşinin Mem ve Tajdin ismindeki iki gençle olan aşklarını şiir şeklinde anlatır.
Eser, aynı adla sinemaya da uyarlanmıştır.
İshak paşa sarayına gitmişken burayı da görmek lazım.
İshak paşa saray manzaralı tarihi bir türbe
AHMET - İ HANE
çok güzel çok
ŞEYH AHMED-İ HÂNÎ, 1591 yılında Hakkari'nin Çukurca ilçesi Han köyünde dünyaya gelmiştir. Doğduğu yer ve Hânî aşiretinden olması nedeniyle Şeyh Hânî baba lakabıyla tanınmıştır. Osmanlı - Kürt edip, şair, tarihçi ve tasavvuf ehlidir.
Bağdat, Şam, Halep ve İran medreselerinde öğrenim görmüştür. Özellikle Suriye'deki medreselerde Antik Yunan felsefesini, Mezopotamya ve İran medreselerinde İslam felsefesini (tasavvuf) astronomi, şiir ve sanat tekniğini öğrenmiştir. Mekke ve Mısır'da bulunduğu ise, eserlerinden anlaşılmaktadır.
Mübarek zaatların yattığı mübarek bir yer
Manevi yönü yüksek
etkileyici bir renk tonu var mimarisinin
Ağrı Doğubeyazıt - Şeyh Ahmed-i Hânî Camii ve Türbesi
ŞEYH AHMED-İ HÂNÎ, 1591 yılında Hakkari'nin Çukurca ilçesi Han köyünde dünyaya gelmiştir. Doğduğu yer ve Hânî aşiretinden olması nedeniyle Şeyh Hânî baba lakabıyla tanınmıştır. Osmanlı - Kürt edip, şair, tarihçi ve tasavvuf ehlidir.
Bağdat, Şam, Halep ve İran medreselerinde öğrenim görmüştür. Özellikle Suriye'deki medreselerde Antik Yunan felsefesini, Mezopotamya ve İran medreselerinde İslam felsefesini (tasavvuf) astronomi, şiir ve sanat tekniğini öğrenmiştir. Mekke ve Mısır'da bulunduğu ise, eserlerinden anlaşılmaktadır.
Hakkari'den çıkarak zamanın kültür ve ticaret merkezi konumunda olan Doğubeyazıt'a yerleşmiş, Ahlat ve Doğubeyazıt medreselerinde müderrislik, İshakpaşa Sarayında saray katipliği ve Muradiye Camii’nde imamlık yapmıştır.
Farsça ile birlikte dört dil bilen Ahmed-i Hânî (Kürtçe: Şêyx Ehmedê Xânî) tasavvufî manzume şeklindeki eserlerini dönemin edebiyat dili olan Farsça yerine Kürtçe yazmıştır.
Eserlerinde, söyleşilerinde, fikirlerinde milli değerlerden hareketle evrensel değerler dünyasını yakalamaya çalışarak bütün mahlukatın yaratıcısının Allah olduğunu vurgular. Allah'a ve O'nun elçisi Hazret-i Peygambere (SAV) olan sevgisini dile getirir.
Kürtlerin birliği, Kürtlerin diğer halklar gibi özgür yaşaması, Kürt kültürünün gelişmesinden bahseder. Bunları sağlamanın yolunun çağdaş bir millet olmaktan geçtiğine inanır. Kürtlerin komşu halklardan geri olmadığını yalnızca birlik ve iyi yöneticilerden yoksun olduğunu savunur. Fikirlerinde başka halkları karşısına alan bir milliyetçiliğe rastlanmaz. Komşu halkların kültürel, tarihsel, dinsel yakınlıklarını kardeşlik olarak görür.
Şeyh Ahmed-i Hânî, 1652 yılında Doğubeyazıt'ta vefat etmiştir. Türbesi, Doğubeyazıt'a 8 Km. mesafede bulunan İshakpaşa Sarayının üst kısmındadır. Türbenin yanına sonradan bir de cami yapılmıştır. Bölgede en çok ziyaret edilen türbedir. Tüm Kürt coğrafyası ve dünyanın değişik bölgelerinden gelenler tarafından ziyaret edilmektedir. Türbesi Osmanlıya bağlılığından dolayı, Osmanlı İmparatorluğu tarafından yaptırılmıştır.
Bölgedeki tarihi eserlere güzel bir örnek
Che beg,mir u méran
Tarihi eski ve gizemli bir yer